Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 
:iconaligulo:

~aligulo

ailenizin fotoğrafçıs&
ProfileGalleryPrintsFavesJournal

yaşam tersten başlamalıydı

Sat Jan 12, 2008, 7:32 AM
Hayat tersten yaşanmalıydı...
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.
Şü;phesiz ki yaşamı istersten yaşamak daha güzel,
hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?Camide uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş,
iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
Torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazir maaş, hazırev....
Altmışlı yaşlara Kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz
ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..
ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak ise
başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda elpençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşagiden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....
Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken birgün patron size artık Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada Babanız ortaya çıkmış,
"fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, işi bırak, okumaya başla,harçlığın benden olsun..." Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler,diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürü;p getirmeye başlıyor,
araba kullanma derdi de yok artık....
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur,keyfine bak
oyuncaklarınla oyna" diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor,zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken Anneniz bir gün size süt verme kararini aliyor
ve baska bir keyifli dönem basliyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor,sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş bir olayla hayatınız bitiyor....

  • Mood: Sadness
  • Listening to: hipokondriyak
  • Reading: booklet
  • Watching: lost
  • Eating: whatever
  • Drinking: alcohol

yalnız kalmak

Thu Jan 3, 2008, 3:21 PM
Yalnız kalmak, ruhun karanlık odalarına damlatılmış çaresizlikle formüle edilmiş bir ilaç mıdır yoksa hastalığın ta kendisi midir? Hepimiz zamanın bir köşesinde yalnız kalmak istemişizdir. O tekil kalma hastalığını yastıkların altına gizlemişizdir… Üzülmüşüzdür, üzmüşüzdür, yaralanmışızdır, yaralamışızdır; yıkılmışızdır, yıkmışızdır ya da bunalmışızdır bir şekilde… Yalnız kalmaya ihtiyacımız olduğunu düşünmüşüzdür. Yüzümüzün astarını aynalarda eskitmek için içlenmişizdir. Peki ya neden! ? Yalnız kaldığımızda ne yapmak ne yaşamak istiyoruz? Kendimizi dinlemek mi, kendi içimizdeki kirleri dinlendirmek mi? Dinmek mi? Dinerken dirilmek mi? …

Bir şekilde yalnız kalmak baştan çıkartıcı olabilir. Kısa süreliğine ruha iyi gelebilir. Daha sonrasında ne olacak peki? İnsanoğlu tüm bu gibi durumlarda yaradılışının bir parçası olarak içine kapanır. Zamanın ve olayların yansıttığının tersine yolculuklara çıkar. Sonu olmayan bir yarıştır kendi içinde, kendisiyle. Varışa ulaşabilmek için çaba sarfetse de çoğu zaman aldığı yaralar doğrultusunda diskalifiye olur.

Yanız kalmak içgüdüsü toplumdan dışlanmayı bastıracak kadar kuvvetli bir olgudur zaman zaman. Dönüşü olmayan uçsuz bucaksız sonuçlar doğurabilir. Hastalık kıvamına geldiğinde de sadece kişi için değil toplum için tehlike arz eder.

Günümüzde insanlar yalnız kalmak uğruna, farkında olmasalar da bir takım hatalar yapıyor. Kendi içlerinde çözebileceklerini zannettikleri, çözümlenemez sandıkları o sözüm ona inanılmaz sorunlarını çözebilmek için hayatlarında açtıkları kimsenin olmadığı bir boşluk arıyorlar. Yarına mutlu uyanabilmek için bugünün ve yarının dayanılmaz acılarını kendilerine çekiyorlar. Umutsuzlukla vaftiz edilmiş ateist bir rahibe günah çıkartıyorlar.


Ben şuna inanıyorum. Kişi kendi sorunlarını kendi içinde, kendi yalnızlığında çözebilecek kadar üstün bir varlık olsaydı; arkadaşlık, dostluk ve aşk gibi kavramlara gereksinim kalmazdı. Ne kadar klişe de olsa sorunlar paylaştıkça azalmalı.

Yeri geldiğinde “kısa” bir süre yalnız kalmak iyi gelebilir ama çoğu zaman yalnız kalmak incitici ve iticidir. Yalnız bir gece geçirmek isteyebilirsiniz ama sabaha yalnız uyanmak yaralayıcıdır. Yalnız bir yolculuk yapmak isteyebilirsiniz ama yine de yanınızda bir günlük bulundurmak iyi gelecektir..


Zaten ne demişler: “ yalnız kalmaktan değil de yalnız olmaktan kork…“

  • Mood: Sadness
  • Listening to: hipokondriyak
  • Reading: booklet
  • Watching: lost
  • Eating: whatever
  • Drinking: alcohol

devam edecek--to be continued

Fri Dec 21, 2007, 3:49 AM
herkese teşekküler. beni çok mutlu ettiniz. dünden(deviantart a dödüğümden) beri 10 tane :+favlove: aldım. ve görüntülenmem gittikçe artıyor:D



thanks to everyone. you have made me very happy. i have taken 10 :+favlove: since yesterdan(return to deviantart). and my pageview is rising up:D

  • Mood: Sadness
  • Listening to: hipokondriyak
  • Reading: booklet
  • Watching: lost
  • Eating: whatever
  • Drinking: alcohol

back to home

Wed Dec 12, 2007, 1:51 PM
ewettt saygılı ve sewgili arkadaşlarr

uzun süren bir ayrılığın ardından yeniden deviantart a dönme kararı aldım. bundan sora yine beni ve sözüm ona çalışmalarımı bu sayfada görebileceksiniz.

çok mutlu oldunuz değil mi?? bende mutlu oldum.

esen kalın. beni izlemeye dewam edin:aww:

  • Mood: Sadness
  • Listening to: hipokondriyak
  • Reading: booklet
  • Watching: lost
  • Eating: whatever
  • Drinking: alcohol

dolambaçlı yollar

Mon Mar 19, 2007, 7:51 AM
dumanlıdır bugün kafam
kader bulan mıdır?
bi damladır bu harbe
darbe yanına can mıdır?
kader hocan mıdır?
ahiret kocan mıdır?
meziyet; eziyet etmek oldu
yarına açılan kucak mıdır?
uzak mıdır ümitler?
herkes bekler yarını
bu kalabalık ve kaosta
tantana aldı başını
bi ruhtu, on binlerce ruh
gördü mezar taşını
laçkalaştı kalpler,
imam efendi yoldu saçını.

doldu günler. noldu kaldın
son bir soluk aldın.
namluda mermi görülen son şey
ebedi uykuya daldın.
ailelerse derbederdir,
insanoğlu kaybedendir,
trafik lambası altında can veren bedendir.
.
bugün, yarın yarım kalan; kanlı davaya örnektir
kötektir her bigün ve de göbek atan kö;pektir.
ne ses çıktı ne de arayı;p soran var.
herkes bir çiçekse;
milyonlarca solan var.

dolambaçlı yollar bitti, labirentte son kapı.
tek bi kurşun aldı canını, kalbi son kez zonkladı.
dostu bildi çok kez, yanında herkes olmadı.
hayal ve gerçek sentez,
yarın ümitle dolmadı.

her sokakta kavga,
her sokakta kan var
bileklerimde ahiret
ellerimde kan var.
geçmişimle dünlerim yarına ağlar.
insanoğlu yarına karayı bağlar.

dumanı vurdum beynime;
kafam bir dünya.
korkularla doldu, gördüğüm o rüya.
sevdiklerim çekti, gitti beynimde hülya.
sandığımla aradığım mutluluktu güya.

korku yoktu lakin göğsümde kaygı vardı.
kimisi peşime düştü, kimisi kaygılandı.
anlatılmaz hiç bir doğru
silahla algılandı.
dürüstlük dediğinde; ibneye saygı vardı.

satırlarımı yazarken ben bugün mübahtayım.
boğaza doğru bakan ücra bir parktayım.
göğsümde bir kırık, kalp kafam bozuk.
dudaklarımda tütün; havaysa soğuk.


bugün bitti, o gün, yarın zaten yoktu eridi.
kendine gel nerdesin, hayat film şeridi.
zar atıldı önüne; şans yok.
mezar kazıldı önüne; tölerans yok.

dağlı dünya denilen tiyatro
sahne yüksek bilanço
güzel ölümdü bravo
alkoşlarını duyan yok.
inan, kork, kalk,
aç gözünü bak
kelimelerde yaz sıcağı,
cehennemde gizlenen biz.

kederi kader denk
son sahneydi kara çelenk
azrail kapını çaldı iki tarafta kara melek
bana kelek bu dünya
insanlarsa farklı değil
zehir etti bu şehirde
kitle imha değil.

barışsa felsefe
imkansız bir teorem.
arka kollamakta her bir kimse
öğren insan öğren.
okunan ezansa öğlen
ne ilk ne son yolcu
labirente adım attığım hayat kovdu.

  • Mood: Sadness
  • Listening to: apocalyptica
  • Reading: mat2
  • Drinking: alcohol

Journal History

Site Map